- Katılım
- 13 Ağustos 2026
- Mesajlar
- 130
- Tepkime puanı
- 116
- Puan
- 458
SIFIRDAN AĞ (NETWORK) TEMELLERİ #3
OSI VE TCP/IP MODELİ
Bu bölümde ise işin arka planına geçiyoruz: Bir bilgisayardan çıkan veri kabloya ulaşana kadar hangi aşamalardan geçiyor? MAC, IP, Port, TCP ve UDP bu işin neresinde? İşte bunları anlamak için OSI ve TCP/IP modellerine bakacağız.
Ağ kurarken bilgisayarın markası, işletim sistemi veya kullandığınız ağ kartının üreticisi birbirinden farklı olabilir.
Bir tarafta Windows çalışan bir bilgisayar, diğer tarafta Linux sunucu olabilir. Arada Cisco, MikroTik, Juniper veya bambaşka bir üreticinin ağ cihazı bulunabilir.
Peki bütün bu cihazlar birbirleriyle nasıl anlaşabiliyor?
Çünkü ağ iletişiminde herkesin uyması gereken belirli kurallar var.
Bu kurallara genel olarak protokol diyoruz.
Bunu dil örneğiyle düşünmek mümkün.
Ben Türkçe konuşuyorsam ve karşımdaki kişi de Türkçe biliyorsa iletişim kurabiliriz. Çünkü kelimelerin yanında cümle yapısı, anlam ve kullanım konusunda ortak kurallarımız vardır.
Ağ tarafında da benzer bir durum söz konusu.
Cihazların:
• Veriyi nasıl hazırlayacağı
• Hangi cihazın hedef olduğunu nasıl anlayacağı
• Farklı ağlara nasıl ulaşacağı
• Hangi uygulamaya hangi verinin teslim edileceği
gibi konularda ortak kurallara ihtiyacı vardır.
OSI modeli de ağ iletişimini anlamamızı kolaylaştırmak amacıyla bu süreci katmanlara ayıran bir referans modelidir.
Burada küçük ama önemli bir ayrım yapalım:
OSI tek başına bir protokol değildir.
Ağ iletişiminin hangi görevlerden oluştuğunu anlamamız için kullanılan kavramsal bir modeldir.
OSI modelinde toplam 7 katman bulunur.
7 – Application
6 – Presentation
5 – Session
4 – Transport
3 – Network
2 – Data Link
1 – Physical
Ama baştan söyleyeyim:
Bunları ilk okumada ezberlemeye çalışmayın.
Bu bölümde asıl amaç "Layer 4 şu, Layer 6 bu" diye sınava hazırlanmak değil.
Önemli olan bir verinin bilgisayardan çıkıp karşı tarafa ulaşırken hangi aşamalardan geçtiğini anlamak.
Katmanların isimleri zaten zamanla yerine oturuyor.
LAYER 1 – PHYSICAL (FİZİKSEL KATMAN)
OSI modelinin en altında Physical yani Fiziksel Katman bulunur.
Burada iş artık oldukça fiziksel.
Verinin:
0 ve 1'ler
halinde kablo veya kablosuz ortam üzerinden taşınmasıyla ilgileniyoruz.
Bir önceki bölümde anlattığımız:
• Ethernet
• Fiber Optik
• Coaxial
• Wi-Fi
gibi iletim ortamlarını hatırlayın.
Bunların tamamı verinin fiziksel olarak bir noktadan diğerine taşınmasında rol oynar.
Örneğin Ethernet tarafında bitler elektriksel sinyallerle, fiberde ışıkla, Wi-Fi'da ise radyo dalgalarıyla temsil edilir.
Layer 1'in işi:
"Bu bitleri fiziksel ortam üzerinden nasıl taşıyacağız?"
sorusuyla ilgilidir.
Bu katmanda hedef IP'nin kim olduğu veya Chrome'un hangi portu kullandığı önemli değildir.
Burada henüz sadece sinyal var.
Repeater ve Hub Neden Layer 1?
Önceki dersten Repeater'ı hatırlayın.
Repeater gelen sinyali alıyor ve tekrar iletiyor.
Paketin içinde hangi IP adresi varmış, hangi uygulamaya gidiyormuş gibi şeylerle ilgilenmiyor.
Bu nedenle temel OSI anlatımında Layer 1 cihazı olarak değerlendirilir.
Hub da benzer şekilde oldukça basit çalışır.
Bir porttan aldığı elektriksel sinyali diğer portlara tekrarlar.
MAC tablosu tutup:
"Bu cihaz Port 4'te, sadece oraya göndereyim."
demez.
Bu yüzden klasik Ethernet Hub'ları da Layer 1 içerisinde değerlendiriyoruz.
LAYER 2 – DATA LINK (VERİ BAĞLANTI KATMANI)
Fiziksel katmanda sadece sinyalleri taşıyorduk.
Ama burada önemli bir soru ortaya çıkıyor:
Bu veri yerel ağdaki hangi cihaza gidecek?
İşte Layer 2'de devreye MAC adresleri giriyor.
MAC:
Media Access Control
ifadesinin kısaltmasıdır.
Örnek bir MAC adresi şöyle görünebilir:
00-B0-D0-63-C2-26veya:
00:B0:D0:63:C2:26Ağ kartlarının bir MAC adresi bulunur.
Bu adresler genellikle üretici tarafından donanıma atanır. Ancak modern sistemlerde MAC adresinin yazılımsal olarak değiştirilebildiğini veya gizlilik amacıyla rastgeleleştirilebildiğini de unutmayın.
Şimdilik bizim için önemli olan nokta şu:
Layer 2 seviyesinde cihazları birbirinden ayırmak için MAC adreslerinden yararlanılır.
Switch Burada Devreye Giriyor
Bir önceki bölümde Switch'in MAC adreslerini öğrendiğini söylemiştik.
Şimdi bunun OSI tarafındaki yerini daha iyi anlayabiliriz.
Örneğin Switch'in tablosunda:
Kod:
AA:AA:AA:AA:AA:01 → Port 1
AA:AA:AA:AA:AA:02 → Port 2
AA:AA:AA:AA:AA:03 → Port 3
gibi kayıtlar olabilir.
Switch bir Ethernet frame'i aldığında hedef MAC adresine bakıp uygun porta iletebilir.
Bu nedenle klasik Layer 2 Switch:
Data Link katmanında
çalışan cihazlardan biridir.
MAC ADRESİ: HOP-TO-HOP MANTIĞI
Burada MAC ile IP arasındaki farkı anlamak için çok önemli bir noktaya değinelim.
İnternette uzaktaki bir sunucuya bağlanırken arada çoğu zaman tek bir cihaz bulunmaz.
Veriniz:
Bilgisayar → Router → Başka Router'lar → Hedef Ağ → Sunucu
şeklinde birçok noktadan geçebilir.
Bu ara geçişlerin her birine kabaca:
Hop
denir.
Layer 2 iletişim bu hop'lar arasında gerçekleşir.
Yani Ethernet tarafındaki kaynak ve hedef MAC adresleri yol boyunca aynı kalmak zorunda değildir.
Paket bir Router'a geldiğinde Layer 2 çerçevesi sonlandırılır ve bir sonraki bağlantı için yeni bir Layer 2 frame oluşturulur.
Bu nedenle:
MAC adresleri daha çok aynı bağlantı/yerel segment üzerindeki aktarımda,
IP adresleri ise ağlar arasındaki uçtan uca iletişimde önemlidir.
Bu ayrımı oturtursanız birazdan Layer 3 çok daha anlaşılır gelecek.
LAYER 3 – NETWORK (AĞ KATMANI)
Şimdi geldik IP adreslerinin asıl devreye girdiği yere.
Layer 3:
Network – Ağ Katmanı
olarak geçer.
Buradaki temel amaç farklı IP ağları arasında paketlerin hedefe doğru yönlendirilmesini sağlamaktır.
Ve Layer 3'ün en önemli kavramlarından biri:
IP ADRESİDİR
Örneğin:
Kaynak:
192.168.1.20Hedef:
10.10.20.50olsun.
Bu iki cihaz farklı ağlarda bulunuyorsa arada Router kullanmamız gerekir.
Paket Adım Adım Nasıl Gidiyor?
Kendi ağımızdaki bilgisayar farklı bir IP ağına veri göndermek istiyor.
İlk olarak paket üzerinde:
Kaynak IP ve Hedef IP bilgileri bulunur.
Bilgisayar hedef IP'nin kendi yerel ağında olmadığını anladığında paketi Default Gateway'e gönderir.
Ama Router'a Ethernet üzerinden ulaşabilmek için bu kez Layer 2 seviyesinde Router'ın MAC adresine ihtiyacı vardır.
Yani burada aynı anda iki farklı adresleme mantığı görüyoruz:
Layer 3:
Hedef IP = Uzak cihazın IP'si.
Layer 2:
Hedef MAC = Şu anda paketi teslim edeceğimiz Router'ın MAC adresi.
Router frame'i aldığında Layer 2 bilgilerini işler ve içindeki IP paketine bakar.
Hedef IP'nin hangi yöne gönderileceğini Routing Table üzerinden belirler.
Sonra paketi bir sonraki bağlantı için yeni bir Layer 2 frame içerisine koyup uygun next-hop'a gönderir.
İkinci Router da aynı işlemi yapar.
En sonunda paket hedef cihazın bulunduğu ağa ulaşır.
Son Router hedef cihazın Layer 2 adresini öğrenir ve paketi o cihaza teslim eder.
Burada dikkat etmeniz gereken nokta şu:
IP bize paketin nihai olarak nereye gitmesi gerektiğini söyler.
MAC ise o anda paketi yerel bağlantıda hangi ağ arayüzüne teslim edeceğimizi belirlememize yardımcı olur.
ARP Burada Ne Yapıyor?
Tam bu noktada karşımıza:
ARP – Address Resolution Protocol çıkıyor.
IPv4 ağlarında bir cihaz:
"192.168.1.1 IP adresinin MAC adresi nedir?"
gibi bir bilgiye ihtiyaç duyabilir.
ARP, yerel ağ içerisinde IPv4 adresi ile MAC adresi arasındaki eşleşmenin bulunmasına yardımcı olur.
Örneğin cihazın ARP tablosunda şöyle bir kayıt bulunabilir:
ARP'yi ileride ayrıca daha detaylı ele alırız.
Şimdilik:
IP → Layer 3
MAC → Layer 2
ARP → Yerel IPv4 ağında IP-MAC eşleşmesini öğrenmeye yardımcı olur
şeklinde aklınızda tutabilirsiniz.
ARP – Address Resolution Protocol çıkıyor.
IPv4 ağlarında bir cihaz:
"192.168.1.1 IP adresinin MAC adresi nedir?"
gibi bir bilgiye ihtiyaç duyabilir.
ARP, yerel ağ içerisinde IPv4 adresi ile MAC adresi arasındaki eşleşmenin bulunmasına yardımcı olur.
Örneğin cihazın ARP tablosunda şöyle bir kayıt bulunabilir:
Kod:
192.168.1.1 → AA:BB:CC:DD:EE
ARP'yi ileride ayrıca daha detaylı ele alırız.
Şimdilik:
IP → Layer 3
MAC → Layer 2
ARP → Yerel IPv4 ağında IP-MAC eşleşmesini öğrenmeye yardımcı olur
şeklinde aklınızda tutabilirsiniz.
LAYER 4 – TRANSPORT (TAŞIMA KATMANI)
Şimdiye kadar veriyi doğru bilgisayara kadar getirdik.
Peki bilgisayara geldikten sonra?
Ben aynı anda:
• Tarayıcıdan web sitesine girebilirim.
• Discord'da konuşabilirim.
• Spotify'dan müzik dinleyebilirim.
• Başka bir uygulamadan dosya indirebilirim.
Hepsi aynı ağ bağlantısını kullanıyor.
Gelen verinin hangi uygulama veya servise ait olduğu nasıl anlaşılıyor?
Burada devreye:
PORT NUMARALARI
giriyor.
Transport katmanında kullanılan port numaraları, aynı cihaz üzerinde çalışan farklı ağ bağlantılarının ve servislerin birbirinden ayrılmasına yardımcı olur.
Örneğin istemcimiz:
192.168.1.20adresinde olsun.
Bir HTTPS sunucusuna bağlanırken bağlantı kabaca şöyle görünebilir:
Kod:
192.168.1.20:53142 → 203.0.113.10:443
Burada:
192.168.1.20 = İstemci IP'si
53142 = İstemcinin geçici kaynak portlarından biri
203.0.113.10 = Sunucunun IP'si
443 = HTTPS servisinin dinlediği standart port
İşletim sistemi bu bağlantı bilgilerini kullanarak gelen verinin hangi bağlantıya ait olduğunu ayırabilir.
Bazı Bilinen Portlar
Başlangıç seviyesinde sık göreceğiniz birkaç örnek:
Kod:
HTTP → 80
HTTPS → 443
FTP → 21
SSH → 22
Telnet → 23
SMTP → 25
Burada:
"Port 443 gördüm, kesin HTTPS'tir."
diye düşünmek de doğru olmaz.
Bunlar standart/varsayılan kullanımlardır. Teknik olarak bir servis farklı bir portta da çalıştırılabilir.
Ama günlük ağ trafiğini analiz ederken bu standart portlar bize oldukça önemli ipuçları verir.
TCP – GÜVENİLİR İLETİŞİM
Transport katmanında karşımıza çıkan en önemli protokollerden biri:
TCP – Transmission Control Protocol
TCP bağlantı yönelimli bir protokoldür.
Veriyi göndermeye başlamadan önce iki uç arasında bağlantı oluşturulur.
Bu işlemin başlangıcında meşhur:
THREE-WAY HANDSHAKE
yani
Üçlü El Sıkışma
gerçekleşir.
1 – SYN
İstemci sunucuya bağlantı başlatmak istediğini bildiren:
SYN paketi gönderir.
2 – SYN/ACK
Sunucu isteği alır ve bağlantıya cevap olarak:
SYN/ACK gönderir.
3 – ACK
İstemci de: ACK ile cevap verir.
Böylece bağlantının kurulumu tamamlanır ve veri iletişimi başlayabilir.
Basit haliyle:
Kod:
İSTEMCİ SUNUCU
SYN -------------------->
<span> <---------------- SYN/ACK</span>
ACK -------------------->
<span> BAĞLANTI KURULDU</span>
TCP'nin olayı sadece bağlantı kurmak değil.
Aynı zamanda veri aktarımı sırasında:
• Sıralama
• Onay mekanizmaları
• Kayıp segmentlerin yeniden iletilmesi
• Akış ve tıkanıklık kontrolü
gibi mekanizmalardan yararlanır.
Bu nedenle verinin eksiksiz ve sıralı ulaşmasının önemli olduğu durumlarda TCP oldukça yaygındır.
Dosya aktarımı, SSH bağlantıları ve birçok web trafiği buna örnek verilebilir.
UDP – BAĞLANTI KURMADAN İLETİM
Transport katmanındaki diğer önemli protokol:
UDP – User Datagram Protocol
UDP, TCP gibi önce bağlantı kurup üçlü el sıkışma gerçekleştirmez.
Datagramları doğrudan gönderir.
Bu nedenle protokol daha hafif çalışır ve bazı senaryolarda düşük gecikme açısından avantaj sağlar.
Ama bunun karşılığında TCP'deki gibi:
• Teslim garantisi
• Yeniden iletim
• Sıralı teslim
mekanizmalarını UDP'nin kendisi sağlamaz.
Bir paket kaybolduğunda UDP:
"Dur, bunu tekrar göndereyim." demez.
Uygulama isterse bunun üzerine kendi mekanizmasını kurabilir.
UDP'nin tercih edildiği alanlara örnek olarak:
• Gerçek zamanlı ses
• Görüntülü iletişim
• Online oyunlar
• DNS gibi bazı sorgu türleri
• Canlı yayın senaryoları
verilebilir.
Örneğin görüntülü görüşme yaparken bir anlık görüntünün kaybolması durumunda 3 saniye sonra o eski görüntünün tekrar gelmesi pek işimize yaramaz.
Çoğu zaman iletişimin devam etmesi daha değerlidir.
Bu yüzden TCP ve UDP için:
TCP = Kontrollü ve güvenilir iletim özellikleri
UDP = Daha düşük protokol yükü, teslim/sıra garantisi yok
şeklinde genel bir ayrım yapabiliriz.
LAYER 5 – SESSION (OTURUM KATMANI)
Şimdi OSI modelinin üst katmanlarına geçiyoruz.
Session yani Oturum Katmanı, iki taraf arasındaki iletişim oturumlarının kurulması, sürdürülmesi ve sonlandırılması gibi işlemleri kavramsal olarak ele alır.
Basit düşünürsek:
Bir uygulamayla uzak sistem arasında iletişim başladı.
Bu iletişimin:
• Ne zaman başladığı
• Nasıl devam ettirildiği
• Ne zaman sonlandırıldığı
gibi oturum mantığı bu katmanla ilişkilendirilir.
Gerçek dünyadaki protokolleri OSI katmanlarına birebir yerleştirmek her zaman mümkün değildir.
Bu yüzden özellikle üst katmanlarda modeli bir "öğrenme çerçevesi" olarak düşünmek daha sağlıklı.
LAYER 6 – PRESENTATION (SUNUM KATMANI)
Presentation katmanı verinin uygulamalar arasında hangi biçimde temsil edildiğiyle ilgilenir.
Örneğin kavramsal olarak:
• Veri biçimlerinin dönüştürülmesi
• Karakter kodlamaları
• Sıkıştırma
• Şifreleme ile ilişkili işlemler
bu katmanla ilişkilendirilebilir.
İki sistemin veriyi aynı şekilde yorumlayabilmesi önemlidir.
Bir taraftan çıkan bilginin karşı tarafta anlamsız bir veri yığınına dönüşmesini istemeyiz.
LAYER 7 – APPLICATION (UYGULAMA KATMANI)
OSI modelinin kullanıcıya en yakın katmanı:
Application Layer
yani Uygulama Katmanıdır.
Burada ağ kullanan uygulamaların yararlandığı servis ve protokollerle karşılaşırız.
Örneğin web tarafında:
HTTP / HTTPS
dosya aktarımında:
FTP
uzaktan sistem yönetiminde:
SSH
e-posta tarafında:
SMTP
gibi protokoller kullanılabilir.
Burada önemli bir ayrım daha var.
Chrome'un kendisi "OSI Layer 7 protokolü" değildir.
Chrome bir uygulamadır.
HTTP/HTTPS gibi protokolleri kullanarak ağ üzerinden iletişim kurar.
Yani kullanıcı olarak bizim ağla doğrudan en fazla temas ettiğimiz katman burasıdır.
OSI MODELİNİ TEK TABLODA TOPARLAYALIM
Kod:
7 - Application → Kullanıcıya yakın ağ servisleri / protokoller
6 - Presentation → Veri biçimi, kodlama, şifreleme, sıkıştırma
5 - Session → Oturumların yönetimi
4 - Transport → TCP / UDP / Portlar
3 - Network → IP / Routing / Router
2 - Data Link → MAC / Ethernet Frame / Switch
1 - Physical → Bitler / Kablo / Fiber / Wi-Fi / Sinyaller
Bu tabloyu ezberlemek yerine verinin aşağıya doğru nasıl hazırlandığını anlamanız çok daha önemli.
PEKİ TCP/IP MODELİ NEDİR?
OSI modeli 7 katmanlı bir referans modeli.
Fakat günlük hayattaki gerçek ağ mimarisini anlatırken çok sık:
TCP/IP Modeli
ile karşılaşırsınız.
TCP/IP modeli daha sade bir katman yapısına sahiptir.
Yaygın 4 katmanlı gösterim şu şekildedir:
Kod:
TCP/IP
Application
Transport
Internet
Network Access
OSI tarafındaki katmanlarla kabaca eşleştirirsek:
Kod:
OSI TCP/IP
7 Application ┐
6 Presentation ├──────► Application
5 Session ┘
4 Transport ───────► Transport
3 Network ───────► Internet
2 Data Link ┐
1 Physical ┴──────► Network Access
Gördüğünüz gibi TCP/IP modeli OSI'nin bazı katmanlarını tek başlık altında topluyor.
Örneğin OSI'deki:
Application + Presentation + Session
TCP/IP tarafında genel olarak:
Application
katmanı altında ele alınır.
Benzer şekilde Physical ve Data Link işlemleri de Network Access/Link katmanı altında değerlendirilebilir.
ENCAPSULATION – KAPSÜLLEME
Şimdi geldik bence konunun en güzel kısmına.
Şu ana kadar katmanları ayrı ayrı gördük.
Peki gerçek bir veri gönderilirken bunların hepsi nasıl birleşiyor?
Bunun cevabı:
Encapsulation – Kapsülleme
işlemidir.
Bir uygulamadan çıkan veri aşağı doğru katmanlardan geçerken her katman kendi iletişim bilgisini ekler.
ADIM 1 – APPLICATION DATA
Önce uygulamanın göndermek istediği veri vardır.
Basitleştirelim:
Kod:
DATA
ADIM 2 – TRANSPORT
Transport katmanında TCP veya UDP bilgileri ve port numaraları eklenir.
TCP kullanılıyorsa bu veri bir:
Segment
olarak adlandırılır.
UDP tarafında ise genellikle:
Datagram
ifadesi kullanılır.
Basit gösterim:
Kod:
[TCP/UDP HEADER | DATA]
ADIM 3 – NETWORK
Layer 3'e geldiğimizde:
Kaynak IP
ve
Hedef IP
gibi bilgiler eklenir.
Artık elimizde bir IP:
Packet – Paket
vardır.
Kod:
[IP HEADER | TCP/UDP HEADER | DATA]
ADIM 4 – DATA LINK
Sonra Layer 2 gelir.
Burada Ethernet kullanıyorsak Layer 2 bilgileri eklenir.
Kaynak ve hedef MAC bilgileri bu seviyede yer alır.
Ortaya:
Frame – Çerçeve
çıkar.
Kod:
[ETHERNET | IP | TCP/UDP | DATA]
ADIM 5 – PHYSICAL
Son aşamada frame fiziksel ortamda iletilebilecek sinyallere dönüştürülür.
Kavramsal olarak artık elimizde:
Bitler
vardır.
Kod:
010101100101010011010...
DATA
↓
SEGMENT / DATAGRAM
↓
PACKET
↓
FRAME
↓
BITS
İşte verinin katmanlardan aşağı inerken üzerine gerekli bilgilerin eklenmesi işlemine:
Encapsulation
diyoruz.
DECAPSULATION – KAPSÜLÜ AÇMA
Paket karşı bilgisayara ulaştığında bu işlemin tam tersi gerçekleşir.
Buna:
Decapsulation
yani kapsül açma işlemi diyoruz.
Gönderici tarafında:
Uygulama → Fiziksel
yönünde aşağı inmiştik.
Alıcıda ise:
Fiziksel → Uygulama
yönünde yukarı çıkıyoruz.
1 – PHYSICAL
Fiziksel ortamdan sinyaller alınır ve bitler işlenir.
2 – DATA LINK
Ethernet frame'i işlenir.
Layer 2 adres bilgileri ve frame'in ilgili arayüz için olup olmadığı değerlendirilir.
3 – NETWORK
IP paketi açılır.
Hedef IP bilgisi değerlendirilir.
4 – TRANSPORT
TCP veya UDP bilgileri işlenir.
Hedef port sayesinde verinin hangi bağlantı veya servise teslim edilmesi gerektiği belirlenir.
5 – APPLICATION
En sonunda uygulamanın kullanacağı asıl veri ortaya çıkar.
Yani göndericide yaptığımız:
DATA → SEGMENT → PACKET → FRAME → BITS
işlemini alıcı tarafta tersten gerçekleştiriyoruz:
BITS → FRAME → PACKET → SEGMENT → DATA
BİR WEB İSTEĞİNİ KAFAMIZDA CANLANDIRALIM
Şimdi bütün öğrendiklerimizi tek örnekte birleştirelim.
Tarayıcıyı açtınız ve bir web sunucusuna bağlanmak istiyorsunuz.
Uygulama tarafında web isteği oluşturulur.
Transport katmanında uygun TCP/UDP tabanlı iletişim ve port bilgileri devreye girer.
Network katmanında kaynak ve hedef IP bilgileri bulunur.
Data Link katmanında o anda paketin teslim edileceği yerel next-hop için Ethernet/MAC bilgileri kullanılır.
Physical katmanda ise frame kablo, fiber veya Wi-Fi üzerinden sinyaller halinde iletilir.
Aradaki Router'lar paketi uygun ağlara yönlendirir.
Paket hedef sisteme ulaştığında kapsül katman katman açılır.
En sonunda veri ilgili uygulamaya teslim edilir.
Yani tarayıcıda:
Enter
tuşuna basmak bize tek bir hareket gibi görünse de arka planda birkaç farklı ağ katmanı birlikte çalışmaktadır.
Bu bölüm biraz daha yoğun geçti ama ağ konusunda bundan sonrası için çok sağlam bir temel oluşturduk.
Artık:
✓ OSI modelinin neden kullanıldığını,
✓ Physical katmanda bitlerin ve fiziksel sinyallerin bulunduğunu,
✓ Data Link katmanında MAC ve Ethernet mantığının devreye girdiğini,
✓ Switch'in neden Layer 2 cihazı olarak anıldığını,
✓ MAC adreslerinin hop-to-hop iletişimdeki rolünü,
✓ Network katmanında IP ve Routing işlemlerinin bulunduğunu,
✓ Router'ın paketleri ağlar arasında nasıl yönlendirdiğini,
✓ ARP'nin IPv4 tarafında IP-MAC eşleşmesindeki rolünü,
✓ Transport katmanındaki port mantığını,
✓ TCP ile UDP arasındaki temel farkları,
✓ TCP Three-Way Handshake sürecini,
✓ Session, Presentation ve Application katmanlarının neyi temsil ettiğini,
✓ OSI ile TCP/IP modellerinin birbirleriyle nasıl ilişkilendirildiğini,
✓ Encapsulation ve Decapsulation işlemlerinin nasıl gerçekleştiğini
biliyoruz.
MAC bize yerel bağlantıdaki bir sonraki teslim noktasında yardımcı olur.
IP paketin ağlar arasındaki hedefini belirler.
Port ise hedef cihazda verinin hangi servis veya bağlantıya ait olduğunu ayırmaya yardımcı olur.
BURADAN SONRA NE OLACAK?
OSI modelini öğrendiğimiz için artık ağda gördüğümüz birçok kavram yerine oturmaya başlayacak.
Bir sonraki aşamada DHCP, DNS, ARP, ICMP gibi günlük ağ iletişiminde sürekli kullanılan protokolleri çok daha rahat anlayabiliriz.
Çünkü artık bir paket gördüğümüzde:
"Bu hangi katmanda çalışıyor?"
"MAC neden burada var?"
"IP neden değişmedi?"
"Port ne işe yarıyor?"
gibi soruların cevabını verebilecek temelimiz var.
Buradaki katmanları tek seferde ezberlemeye çalışmayın.
Ağ üzerinde çalıştıkça zaten sürekli karşınıza çıkacaklar ve bir süre sonra düşünmeden hangi kavramın hangi seviyede olduğunu ayırmaya başlayacaksınız.
Takıldığınız yerleri konu altında sorabilirsiniz.
Siberatay Admini: Alparslan